Eserler
Yazarlarımızın tüm uzun yazıları, tek bir yerde.
Yazarlarımızın tüm uzun yazıları, tek bir yerde.
Yazarlarımızın tüm uzun yazıları, galerileri ve ses üretimleri tek bir yerde.

İstediklerin olsa, ölmek ister miydin yine de?




Bitmiş bir filmin makarasında takılmış gibi hissediyordu kendini. Hayatında ilk kez çiçek aldığı kadına, son çiçeğini verdiğinde, o bunu görememişti, makul sebeplerden ötürü.

Bitkiler küfretmez, sıkça solumaz, terini elinin tersiyle silmez, çığlık atmaz… Bitkiler delirmez.

İstanbul’u fethetmiş birini kendi sarayına ben soktum.

Kapıdan girerken herkes neyi izleyeceğini biliyordu. Bu merak, bu şüphe bir an niye çöktü?

Bir kapıyı daha kaç kez, çalacak bu vakur gönlümüz?

Ben psikoloğum ama adım Psikolog değil. Bir gün başka bir şey yapmak istersem en azından ismimi değiştirmem gerekmez.

Anlatmak istesen de anlatamıyorsun, dilinin ucuna gelip, dişlerinle ezdiğin her cümle içine dert oluyor..

Kendi yalnızlığında spotsuz kalan tuvaller vardı. Her yeni gelenden önce, kendi sıraları geldi zannediyorlardı

Fincanın kulpunda bir pazar unuttum, çay soğudu, gün eğri kaldı.

Biz neredeydik, ben neredeydim, bu yalnızlığın neresi benim bir parçamdı?

İnsan kendi isteğini ne kadar süre başkasına ikram edebilir?

Herkes Tek bir kez yansır, herkeste tek bir gölge...

Bir el salladım, sana, kendime, içimizdeki sevgiye..

Olgunlaşmayı bekleyen erken hasat hayallerim…

Susmak, sessiz bir fırtınadır. Her fırtınanın sonrası ise yıkım...

Hadi, söylesinler, şiirle yaşanılan aşkı bana, bize, herkese

Kimse duymadı düşüşünü; zaten kimse beklemiyordu dönüşünü.

Peki bu soyunuk akıl, Daha kaç giyinik bedende son bulur

Gel yanıma, otur bir karşıma, huzuru bölüşelim

Çalışan; senin arkadaşın, benim arkadaşım, birinin babası, diğerinin annesi, öbürünün kardeşi, kiminin kızı, kiminin oğlu... Nasıl çalışma şartları var, bilir misin?

"Aaa kız, bu ayakkabıların biri başka biri başka renk!.” ısınıyor içim. "Öyleee :)" deyiveriyorum. Gülümseşiyoruz karşılıklı. Geçip 2 metre uzağımdaki karşı banka ilişiyor.

Dişlerimin arasında ufalanıyorlar, çıtırtılarını duyuyorum, kristalize kelimeler

Zarif bir şehveti hoyratça bir, muameleye yeğ tutacak olanındı, itiraz hakkı.

Bir bilgenin mi yoksa bir delinin mi bilinmez, şişeleyip satmaya kalkıştığı devanın zamanmış muhtevası

Benim tanrım benim yanımda, şizofren tanrınız sizin yanınızda olsun.

Her hikaye anlatılabilir olmak zorunda değildir. Bazen sadece bir hatıra olarak, anlatılamaması bir ömrü dolduracaktır.

Aşık olduğum ve birçok yeri gezip/yaşayıp hep geri döndüğüm şehir İstanbul için yazdığım şiirim

Hepinizi bağışlayacağım

Enformasyon günümüzde bir güç haline geldi ama bu gücü daha çok elinde yetkisi olan merciler kullanıyor.

İyi günler İvan Denisovic!

Benim intiharlarım susmaz tenhalardaki köprü altlarında. Uslu durmayan bir ölüm taşırım, erken yırtılan zihnime duvar ören tımarhanede. Dört kişi kavga eder, üç kişi yaralanır ve sadece en yetenekli olanı dirilir delilerin. Ben en az, tek bir kaybedenle gezerim.

Ama biliyorum, yaşım geldi yirmi üçe. Artık ya rahat durmanın ya da geberip giderken dünyanın kabuğuna bir delik açan deli olmaya devam etmenin vakti.

Üzülme diye anlatıyorum sen mekruh bir şeye benziyorsun. Tamamen günahkar değil ve arınmaya da müsait.

Komidinin üstünde vergi, komidinin üstünde aidat, Komidinin üstünde whsky!

Umutsuz ve birbiri içine geçince şeklini kaybeden ruhlar. Kavgaları katlederken uykuları…

Ben ‘Yazı‘yım, Sen ‘Tura’

Yüreğimin kapısında, gölgeden bir umut..

nasıl gözümde kamaştın, bir türlü bulamıyorum

Derin bir bilinmezliğin dünyası içinde, aydınlığa açılmaya çalışıyorum

Yarım saat izledim kıyıdaki bedenini..

Olamayacaksak eğer; 1+1= 3; aritmetik gibi yaşayalım hayatımızı.

Pa ra noya. pa pa ranoya... pa ra noya. pa pa ranoya...

Elim titremedi bile, bu beni en çok korkutan şey oldu sonradan, titrememesi.

Ne tuhaf. Aynı cümlede buluşup, tek bir kelimede buluşamamak.

Kahretsin, şu yaşına kadar nasıl geldin sen? Kaçarak değil mi?

Sür beni çatışma sonrası enkazın rövanşına, göz çukurumu okşa

Nasılsın diye sorma bıraktığın gibi değilim

Duvarlarda yüzüme bakıyor gece, taşların bile biriktirdiği bir suskunluk var.

2014- 2019 yapay zekadan uzak sokak çekimlerim art’ sal şeyler daha iyileri de var ama sırayla

Ellerim zihnimdeki cehennemde yanacak olsa da, belki tutar kaldırırım demirleri diye telkin edip durdum..

Dünya'nın ta ötesinden fırlamış ayaklarım. Yürüsem yük üstüne yük.

Ve geçitlerde bölünüp kisalan zaman, değil mi ikisizliğiyle bir ulu şaman.

Saykodelik literatür

Küçüktü mahallemiz, önemsizdi, önemsizlik hissi insanların içine kolay yerleşir.

Bira sizden. Bu defalık, siz kazandınız.

Gece uzar. Saatler birbirine yaslanır.